Burcu Aybat ile Söyleşi

Tarih ve Teknoloji olarak eğitim teknolojileri alanında çalışmalarda bulunan Burcu Aybat ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

1 271
  • Tarih ve Teknoloji olarak eğitim teknolojileri alanında çalışmalarda bulunan Burcu Aybat ile bir söyleşi gerçekleştirdik. ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri mezunu olan Burcu Aybat şu an Bahçeşehir Üniversitesi’nde doktora yapmaktadır. Robert Kolej gibi pek çok okulda öğretmenlik yapmış kendini eğitime adamış bir eğitimcidir. Söyleşi sırasında mesleğine olan tutkusunu hissetmemek imkansızdı. Güler yüzlülüğü tatlı konuşması ve enerjisi ile çok güzel bir sohbet oldu. Sohbette mesleğine olan tutkusunun kaynağından öğretmen ve öğrencilerden, uzun süre emek verdiği çocuğu olarak adlandırdığı Öğretmen 2.0 kitabından, yeni istek ve hayallerinden ve teknoloji destekli bir eğitim için neler yapılmasından söz etti. Kısa ama keyifli sohbet için Burcu Aybat’a tekrar teşekkür ederiz deneyimleri bize ışık olacaktır şüphesiz. Burcu Aybat’ın da söylediği gibi dalga etkisi yaratır umarım bu söyleşi.

  • Ebru Yılmaz Eğitim Teknolojileri alanında çalışmalarınızla sizleri tanıyoruz. Siz Burcu Aybat’ı nasıl tanımlıyorsunuz? Bir de sizden sizi tanımak isteriz.

  • Burcu Aybat Ben 15 senedir, 15 seneyi geçti, eğitim teknolojileri alanında çalışıyorum. Farklı okullarda çalıştım, işte ODTÜ Koleji, ENKA, Robert Kolej gibi. Hem öğretmenlik yaptım hem de eğitim teknolojileri tarafında öğretmenlerle birlikte çalıştım. Sürekli öğrenen bir insanım. Yani hiç durmadan öğrenmeyi seven; çocuklardan, öğretmenlerden, herkesten öğrenmeye açık bir insanım. Dolayısıyla sürekli öğrenen bir yapım var genelde. Doktorama devam ediyorum Bahçeşehir Üniversitesi’nde Eğitim Teknolojileri alanında. Güzel bir ekibin parçasıyım. O ekiple birlikte çok güzel işler ortaya koyduk, ortaya çıkardık ve bunun meyvelerinden bir tanesi de işte en son yayınlanan Öğretmen 2.0 kitabım oldu. Yeterli herhalde. Yeter mi? (Gülüyor)

  • İsmail Hakkı Ergüven Biz büyük ölçüde tanıyoruz zaten sizi. Takip de ediyoruz sizi ama sizin ağzınızdan da duymak istedik. Burada daha çok neyi ön plana çıkarıyorsunuz? Akademik kariyerinizde başarı olarak gördüğünüzde öğretmen eğitimini vurguladınız. Sanırım bu kariyerinizde sizin için de daha anlamlı bir çalışma.

  • Burcu Aybat Kesinlikle. Öğrencilerle de çok uzun süre çalıştım. Yani 15 sene içerisinde sürekli öğrencilerle de bire bir oldum. Daha çok beni mutlu eden ve keyif aldığım, çok şey öğrendiğim şey öğretmenlerle birlikte çalışmak. Onların özellikle derslerini teknoloji entegrasyonu yapmaları sürecinde onlara mentorluk yapmak, bu planlama sırasında onlara yol göstermek, kaynaklarla buluşturmak, onlara fikirler vermek, onlardan öğrenmek benim en çok keyif aldığım şeylerden biri. Pek çok sertifika programının da hem tasarımında hem yönetiminde görev aldım. Özellikle Eğitim Teknolojileri Uzmanı Sertifika Programı olsun, STEM Öğretmenliği olsun mentorluk ettim. Yine MAKER Öğretmenliği… Bu tarz programların ortaya çıkmasında öncü rol oynadım. O yüzden bu tarz öğretmen mesleki gelişimine yönelik programların çok değerli olduğunu düşünüyorum ve bunları yapmaktan çok keyif alıyorum.

  • İsmail Hakkı Ergüven Öğretmen eğitimine yaptıklarınızı, özellikle Etusp’yi yakından tanıyoruz. Bende bir Etusp’li olarak burada sizinle konuşmaktan çok mutluyum. Burada öğretmen eğitimine yönelik yaptığınız çalışmalar, ülkemizdeki eğitimde yaşadığımız sorunlara aslında bir yönüyle çözüm getiriyor. En azından öğretmen niteliğinin arttırılması, öğretmen niteliğinin geliştirilmesi noktasında bir katkı sağlıyor. Bu noktada öğretmen eğitimi aynı zamanda eğitimde fırsat eşitliğine de bir katkı sağlıyor. Yani şöyle örnek verecek olursak öğretmen niteliğine yönelik bu eğitimlerle birçok öğretmen belirli düzeye gelebiliyorlar. Aslında bu öğrenciler açısından baktığımızda bir fırsat eşitliği sağlıyor. A şehrindeki öğrencinin de B şehrindeki öğrencinin de öğretmeni bu eğitimlerden yararlanarak aynı fırsatlara kavuşmuş olabiliyorlar. Bu noktada daha çok öğretmene ulaşmayı düşünüyor musunuz?

  • Burcu Aybat Kesinlikle istiyoruz. Zaten aslında bizimde kendi rahatlık çemberimizden çıkmamızın, okulu artık bırakıp daha çok profesyonel mesleki gelişime yönelmemizin en büyük sebeplerinden biri de bu. İyi örneklerini ortaya çıkardığımız mesleki gelişim programlarını daha da arttırmak daha da yaygınlaştırmak ve sürdürebilir bir hale getirmek. Şu ana kadar ondan fazla sertifika programı açtık ve pek çok küçük iki günlük, bir günlük eğitimler ile mesleki gelişim programları düzenledik. Dört yüz kadar öğretmene ulaştık, bire bir değdik. Amacımız daha çok fırsat eşitliğini hem öğretmenlere hem öğrencilere sağlayabilmek için daha fazla öğretmene ulaşmak. Bunun için de bir öğrenme topluluğu, öğretmen öğrenme topluluğu oluşturmaya çalışıyoruz. Aslında siz de onun içindesiniz. Aslında bize göre yetiştirdiğimiz ya da değdiğimiz tüm öğretmenler bir lider. Kendi çevrelerine dokunan, fark yaratan… Onlar da kendi akımlarını, kendi hedeflerini ve amaçlarını gerçekleştirecek. Oradaki öğretmenlere dokunacak birer lider yetiştirmeye çalışıyoruz. Daha çok öğretmene değmek, böyle birbirine dalga etkisiyle yayılan bir ekosistem aslında bizim en büyük hayalimiz. Bu fırsat eşitliğini başka şeylerle tamamlamaya çalışıyoruz. Bu liderleri sertifika programlarında yetiştirdiğimiz gibi, bu arkadaşlarımızı çeşitli bloglar, işte sizin de yapmaya çalıştığınız gibi yayınlar çıkarma konusunda cesaretlendirmeye çalışıyoruz ki daha büyük bir öğretmen ağına erişebilelim. Eğitimde Teknoloji, Egtmatematik, Maker Öğretmen gibi blogları hayata geçirdik son üç sene içerisinde. Çok güzel öğretmenler tarafından yazılar yayımlanıyor burada. Bizim için özgün olması çok değerli. Kopyala yapıştırdan uzak olup artık bizim öğretmenlerimizin de bir şeyler üretiyor, yapıyor ve yazıyor olması ve de bunu özgüvene dönüştürmesi, mesleki anlamda bir tatmine dönüştürmesi bizim için çok değerli. Onun dışında Egtkonuş, bu akşam siz de oradasınız. Egtkonuş da bizim daha büyük bir ağa, daha yaygın ağa ulaşmak için yaptığımız, o ekosistemi besleyen dallardan bir tanesi. O adımlardan veya eylemlerden bir tanesi. 86.’sını yaptık. 87.’sini yapacağız. 86 kere yaptık Egtkonuş’u.

  • İsmail Hakkı Ergüven 86 hafta.

  • Burcu Aybat Hafta. 86 hafta yaptık aslında.

  • İsmail Hakkı Ergüven Uzun bir süre.

  • Burcu Aybat Egtkonuş, daha büyük bir öğretmen grubuna ya da eğitime gönül vermiş bir topluluğa ulaşmak için kullandığımız bir yöntem aslında. Türkiye’de tek. Bunun kadar düzenli ve her hafta olan bir program olmadı. Elimizden geldiğince burada da özellikle öğretmenleri moderatör olmaları konusunda cesaretlendirmeye çalışıyoruz ki bu da bizim sahiplendiğimiz ve ürettiğimiz bir ortam oluyor. Şikâyet kültüründen tartışma ve paylaşma kültürüne öğretmenin geçmesi anlamında da bence çok şey kattı son yıllarda Egtkonuş. Yani eskiden mesleki anlamda öğretmenler çok fazla meslekle ilgili tartışmaya fırsat bulamıyordu. Daha çok bulunan ortamda şikâyetin ötesine geçemiyordu ama şimdi gerçekten eğitim konuları ile ilgili tartışıyorlar. Bu akşam tarihle ve tarih öğretimiyle ilgili güzel bir tartışma olacak. Geçen hafta okul duvarları, okulun içindeki ortam ile ilgili çok güzel tartışma oldu. Genelde eğitim konularıyla ilgili devam ediyoruz. Bunun dışında konferanslar var. Mümkünse her sene bir konferansı organize etmeye çalışıyoruz.

  • İsmail Hakkı Ergüven Uluslararası. Bu da önemli bir nokta aslında.

  • Burcu Aybat Aynen öyle. Son dönemde uluslararası katılımcı bulmak da çok zor Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan dolayı. Elimizden geldiğince kendimizi kapatmamaya ve elimizden geldiğince de paylaşıma devam etmeye çalışıyoruz. Burada da hem uzmanlardan öğrenmeye hem de birbirimizle iyi örnekleri paylaşarak öğretmeni yine güçlendirmeye ve onun kendine güvenini sağlamaya yönelik cesaretlendirici bir ortam sunuyoruz. İlkini Edtechist olarak yapmıştık 2015 yılında. Oraya 800 katılımcımız gelmişti. Son yaptığımız Eğitimde Değişim Konferansları’nı Mef Üniversitesi’nin partnerliği ile gerçekleştirmiştik. Oraya da 1800 katılımcı geldi. Ciddi bir rakam gerçekten. İki gün süren dolu dolu bir konferanstı. Tabii konferanslar çok güzel ortamlar. İnsanların hem ağlarını genişletmeleri hem yeni örneklerle esinlenmeleri hem de kendilerini geliştirdikleri. Yine de öğrenciye ve sınıfa yansımasına baktığımızda değeri çok da yüksek değil. Sadece öğretmeni biraz motive ediyor. O yüzden mesleki gelişim programlarının daha derinlemesine olması gerekiyor. Bunun içine mutlaka eğitim, workshop, atölye şeklinde minimum 40-50 saatlik eğitimlerin olması ve katılımcıların da yani öğretmenlerin de bu tarz eğitimleri almaları gerekiyor. Gerekiyor ki bunun öğrenciye ve sınıfa bir yansıması olabilsin. Zaten 80 saat kuralı var eğitimde, eğer bir konuda gelişim göstermeyi bekliyorsanız. Dolayısıyla sadece bir konferans yeterli değil. Bir konferans çılgınlığımız var bu son dönemlerde. Konferans öğretmenin mesleki gelişimi için tek başına yeterli değil. Bütün bu dinamiklerin birlikte olması gerekiyor. Aynı zamanda siz de içindesiniz. Bir öğretmen ağımızdan bahsetmiştim. Kapalı gruplarımız var. Bu gruplar içinde sürekli paylaşımlar devam ediyor. Öğretmenler birbirleriyle iyi örneklerini paylaşmaya devam ediyorlar. Bu tarz dinamiklerle öğretmen ağını genişletmeye çalışıyoruz.

  • İsmail Hakkı Ergüven Burada öğretmenleri cesaretlendirmeyi, yüreklendirmeyi vurguladınız. Aslında ben burada somut bir örnek olarak duruyorum. Bende sizin öğretmen eğitimlerinizden sonra rahatlık çemberinden çıkma noktasında kendimde cesaret bulabildim. Burada sizlerin yönlendirmeniz çok önemliydi. Bu yönlendirmelerle bir blog oluşturdum, şimdi küçük bir ekibim var. Onlarla birlikte bir dergi çıkarıyoruz.

  • Burcu Aybat Şimdi aynı şeyi siz üstlenmiş durumdasınız. Siz de Ebru Hanım’a aynı mentorlüğü uyguluyorsunuz. Dediğim gibi bu bir dalga, biz bir dalga etkisi yaratmaya çalıştık. Bu dalgayı tabii ki sürekli beslemek gerek. Yani size bir kere değdik çekilecek değiliz, sürekliliğini sağlamak da farklı bir nokta. Dolayısıyla ben, sizin gibi hocalarımızla sürekli gurur duyuyorum. Etrafında çok güzel küçük dalgalar yaratıyorlar. Bunlar gittikçe büyüyor. O yüzden hedefimiz tamamen öğretmeni güçlendirmek, kendi profesyonel mesleki kimliğini bulmasında onlara yapabildiğimiz ölçüde mentorlük yapmak. Bu değişimi başlatmak. Çünkü bir yerden başlamak zorundayız. Direkt öğrenciye biz değemiyoruz, bu kadar büyük bir kitleye değemiyoruz. Çünkü 21. yüzyıl becerilerinden bahsediyorsak, iyi bir nesilden, başarılı, mutlu, sağlıklı bir nesilden bahsediyorsak, iyi bir ekonomiden, iyi bir kalkınmadan bahsediyorsak iyi bir nesil yetiştirmeye ihtiyacımız var. Bunu en iyi yapacak yetkin öğretmenlerdir. Yetkin öğretmenleri de yetiştirmek konusunda çorbada tuzumuz olduğunu düşünüyoruz.

  • İsmail Hakkı Ergüven Bence fazlasıyla oldunuz. Belki bundan sonraki projelerinizin içinde var mı bilmiyorum ama öğretmen topluluklarına yönelik daha sistematik bir projeniz var mı? Bu öğretmenleri birleştirmek ve sistematik olarak bu öğretmenlerin üretime geçmesi noktasında bir öncülük düşünüyor musunuz? Yeri gelmişken başka yeni projeleriniz de var mı?

  • Burcu Aybat Şu an var. Şu an tamamen kuluçka dönemindeyiz açıkçası. Bunu daha yaygınlaştırmayı hedefliyoruz, üzerinde çalışıyoruz. Çok yakında… (Gülüyor)

  • İsmail Hakkı Ergüven Sabırsızlıkla bekliyoruz.

  • Ebru Yılmaz Kariyeriniz, farklı çalışmalarla ve başarılarla dolu. Bunca çalışmaya zaman bulmak, zaman ayırmak oldukça zor görünüyor. Sanki günde 25 saat çalışıyormuşsunuz gibi. Tüm bu çalışmaların bir motivasyonu olmalı. Tüm bu çalışmalarda sizi motive eden nedir?

  • Burcu Aybat Ben hep çok çalıştığınız zaman her şeyi elde edebileceğinize inandım.

  • Ebru Yılmaz Siz güçlendiren şey çalışmak o zaman.

  • Burcu Aybat O çalışmanın keyfine de varan bir insanım. Çalışmayı da çok seviyorum. İyi bir ekip içindeyim. Ekibin vermiş olduğu güç de işinizi çoğaltıyor. Bir yapıyorken on yapıyorsunuz iyi bir ekipleyseniz. Ailem çok büyük bir destek tabii ki. Eşim, annem, kayınvalidem müthiş destekler, inanılmaz destekler. Kızım bile öyle. Problem çıkarmaz, beni her zaman çalışırken görmeye alışkın bir çocuk. Keyif alıyorum. Yaptığım işi seviyorum belki de. O yüzden çok klişe oldu belki ama severek yapıyorum işimi. Çalışmayı severim. Bana bir külfet gibi gelmez.

  • İsmail Hakkı Ergüven Genelde Türkiye’de pek alışılmadık bir ifade. Çalışmaktan kaçıyoruz genelde toplum olarak. Kaçmayan insanlar da var. İyi ki o insanlar var.

  • Burcu Aybat Başarının keyfini, aldığınız meyveleri gördükçe yaşıyorsunuz. Daha fazla etki etmek istiyorsunuz. İnsanlara değdiğinizde görüyorsunuz ki onların hayatına değdiğinizi fark ediyorsunuz. Bu da insanı çok mutlu ediyor. Yani bir amacınız varsa, bir konuda uzmanlık kazanmaya başlıyorsanız, biraz da otonom bir yapınız varsa yani kendi kendine yönetebilen, kendi kendine öğrenebilen bir yapıdaysanız motivasyonunuz zaten çok içselleştiriliyor. Kimsenin size şunu da yap, bunu da yap gibi dışarıdan desteklemesine gerek kalmıyor. Dolayısıyla bu üçü birbirini besleyen şeyler. Kendi kendine öğrenmeyi sevmek işte bu sizi besliyor. Sürekli okumayı seviyorum. Araştırmayı seviyorum. Biraz doktora gibi beni zorlayan, zorlayıcı faktörler de var. İçinde bulunduğum toplulukta da sürekli bir tatlı, böyle küçük rekabetler var. Bunlar da besliyor tabii ki çalışma isteğimi.

  • İsmail Hakkı Ergüven Kişi yapmak istediklerini yaptığında daha mutlu olurmuş. Sanırım bu aşamada doktora sizin yapmak zorunda olduklarınızdan. Çünkü oradaki dersler olsun sorumluklar olsun…

  • Burcu Aybat Evet, o biraz zorluyor. Bazen yapmak istemediğim ya da çalışmak istemediğim konularda çalışmak durumunda kalıyorum. O dersleri almak durumunda kalıyorum. Bu biraz beni zorluyor, yıldırıyor ama o da farklı bir bakış açısı veriyor bana. Beni disipline sokuyor. Sizin ne kadar içsel motivasyonunuz olsa da sizi disipline edecek bir çalışma olmalı. Time line, zaman dilimi, sizinle aynı ortamda bulunan meslektaşlarınız ya da öğrenme ortamındaysanız o öğrenme ortamında belirli challengelar, zorluklar önünüze koymalı biri. Sürekli kendi başınıza ben öğrenmeyi seviyorum diyemezsiniz. Dolayısıyla sizi ateşleyecek şeyler olmalı. Ben onu isteyerek yapıyorum. Bazen kendime işkence çektirdiğimi düşünüyorum ama (Gülüyor). Bilinçli olarak o taşları yerleştiriyorum önüme. Daha hızlı kendimi yukarı almaya çalışmak için.

  • Ebru Yılmaz Şu ana kadar yapmak istediklerinizi yapabildiniz mi? Gerçekleştiremediğiniz bir hayaliniz var mı?

  • Burcu Aybat Akademi hayalim var. Onu zaten konuşuyoruz. Sadece benim değil, bulunduğum ekibin hayali. Bir öğretmen akademisi kurma hayalimiz var. Bu akademide öğretmenler kendini mesleki anlamda da gösterebilecekler. Orada onlarla çalışmak istiyoruz. Eğitimleri sadece biz verelim, öğretmenleri sadece biz eğitelim gibi bir yapı değil. Daha kolay yaygınlaşabilen bir yapının içine girmek istiyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız şu an devam ediyor. Bu benim şu andaki en büyük hayalim. Kitap, zaten çok büyük bir hayalimdi. Öğretmen 2.0’ı yazmak; yazabilir miyim, yapabilir miyim? Çünkü 10 senedir bir blog yazma geçmişim var. Az çok okuyucularım vardı. Güzel geri bildirimler alıyordum blog yazılarımda. Ancak kitap bambaşka bir tecrübe. Çok disiplinli çalışmak gerek. 9 ay sürdü. 9 ay boyunca sürekli onun üzerine düşünüyorsunuz. Bir bebek gibi büyütüyorsunuz. Ciddi bir tempo, ciddi bir dikkat gerektiriyor. Dolayısıyla yapabilir miyim, yapamaz mıyım çok emin değildim ama yapabildiğimi gördüm. Bugün beşinci baskı dağıtıldı tüm kitapçılara o yüzden çok mutluyu. Şimdi ikinci kitap için çalışıyoruz. Şu an yeni bir kitap üzerine çalışıyoruz.

  • İsmail Hakkı Ergüven O ne hakkında olacak?

  • Burcu Aybat Öğretmen 2.0 kitabımı yazdıktan sonra şöyle bir şey oldu. Yeni kitap öğretmeni biraz rahatlık çemberinden çıkarıyor. Rutin hayatından, sıradanlaşan hayatından, her gün sınıfına girip çıkmaktan uzaklaştırıp yeni şeyler denemesi konusunda onu cesaretlendiren adımlar bütünü. Bir yöntem, bir yaklaşım demek çok iddialı olur. Öğretmenlere benim naçizane 15 senelik tecrübemin sonucunda çıkarmış olduğum bir reçete diyelim. Bu reçeteyi izleyen öğretmen aslında çok güzel diyor. Beni rahatlık çemberimden çıkardı, çok da güzel kaynaklar verdi bana. Ancak ben, bunu biraz daha detaylı öğrenmek istiyorum. Öğretmen 2.0’da özellikle dördüncü adım, bir öğrenme ortamı tasarımı kısmı öğretmenler için çok zor bir adım. Çünkü öğretmen teknolojiyi ayrı bir şekilde öğrenebiliyor. Kendi başına bile öğrenebiliyor. Kimseye ihtiyacı yok. Kendi müfredatına hâkim. Pedagojik yaklaşımları da az çok biliyor. Bunları birleştiremiyor. O puzzleın paçalarını birleştiremediği için de yaptığı entegrasyon istediği sonuçları, hayal ettiği sonuçları vermediği için bir hayal kırıklığı yaşıyor. Tabii burada da suçlu teknoloji oluyor. Bu tarz senaryoları çok duyuyoruz zaten. Bu kitap öğretmenleri, adım adım nasıl bir tasarım yapılabileceği konusunda yönlendiriyor. Tamamen bir öğretim programı tasarım kitabı ama içinde teknoloji ile çok fazla ipucu ve strateji var. Bana göre eğitim fakültelerinde bile öğretmen adayları için okutulabilecek, transfer yapılarak kullanılabilecek kitap oldu. Sevgili Selçuk Doğan ile birlikte çalışıyoruz. Onun öğretim teknolojileri programı tecrübesiyle benim eğitim teknolojileri alanındaki tecrübemi birleştirdik ve güçlü bir ekip olduk. İnşallah Nisan’a yetiştirmeye çalışacağız. (Gülüyor) Şu an deli gibi yazıyoruz. Yetiştirmeye çalışacağız inşallah.

  • İsmail Hakkı Ergüven Bizimde bu söyleşide size sormak istediğimiz bir şeydi aslında bu. Öğretmenlerin çok zorlandığı bir konu ders planı, ders etkinliği hazırlamak. Gerçekten zorlanıyor öğretmenler. Benim de bir öğretmen olarak zorlandığım bir noktaydı bu. Biz bunun nasıl çözülebileceğini size sormak istiyorduk ama sanırım Nisan’da…

  • Burcu Aybat Nisan’da çözümünü vereceğiz. (Gülüyor)

  • Ebru Yılmaz Nisan’da çıkacak olan kitap bize yol gösterici olacak.

  • Burcu Aybat Nisan’a yetiştirmeye çalışıyoruz ama Mayıs’ı bulacaktır. Öğretmen 2.0’da öğretmen örnekleri var. Hatta yeni baskıda tarih dersi ile ilgili sizin planınız da var. O yüzden teşekkür ediyorum. Öğretmen örnekleri var ama o öğretmen örnekleri nasıl ortaya çıkabilir? Bununla ilgili bir yol haritası olacak orada da. Bir hedef yazmaktan, bir fikir yazmaktan tutun da bir performans görevi nasıl yazılıra; teknolojiyi nasıl, nerede kullanacağımıza; etkinliklerimizi tasarlarken farklılaştırmayı nasıl yapacağımıza kadar çok detaylı ipuçlarını bulabileceğiniz bir çerçeve çizebilecek bir kitap olacağını umuyoruz. Aslında çıkış yolumuz çok farklıydı. Çıkışımız Etusp’de ortaya çıkan o güzel planları sadece bir workbook gibi Öğretmen 2.0 Workbook gibi yayınlamaktı. Ancak o kadar güzel örnekler var ki elimizde. Özellikle son iki Etusp’den çıkan çok güzel öğretmen örnekleri var. Kitap o örnekler üzerine yapılandırılmış biçiminde oldu. Yani şu an içinde bir sürü öğretmen örneği var. O anlamda çok zengin oldu.

  • İsmail Hakkı Ergüven Çıkan yayınlarda da zorlandığımız nokta bu galiba. Somutlaştıramıyoruz. Teorik olarak o eğitimi alıyoruz, çalıştaylara, atölyelere katılıyoruz belki ama somut örnekler üzerinden gitmenin daha yararlı olacağını düşünüyorum.

  • Burcu Aybat Bu kitapta o somut örnekler fazlasıyla var. Hatta sıra sende bölümleri hazırladık. Orada da parça parça verip gerisini sen nasıl tasarlardın, nasıl doldururdun, nasıl eklerdin ya da burada ne gibi hatalar var, ne gibi yanlışlar var gibi sorularla öğretmeni biraz da sorgulatmaya yönelik de bir kitap. Öğretmene adım adım nasıl bir tasarımcı olacağını, nasıl bir öğretim programı tasarımcısı olacağını öğretmeye yönelik bir kitap. Tabii zorlandık, çok kolay değil çünkü. Bence öğretmenler için çok faydalı olacak. Çünkü en büyük eksiği, sizin de dediğiniz gibi bu olduğunu düşünüyoruz öğretmenlerde. Puzzleın parçalarını birleştiremiyoruz çünkü.

  • İsmail Hakkı Ergüven Oldukça yararlı olacağını düşünüyorum bende. Aslında buradan okuyucularımızla da paylaşabiliriz. Adı ne olacaktı kitabın? Belirlendi mi?

  • Burcu Aybat (Gülüyor) Adını henüz koymadık. Adını okuyucularımız koyar belki. Öğretmen 2.0’da koyabilmek için bir hafta tartışmıştık. Çok kolay olmuyor. Gerçi kitabı en son yazıp en son koymuştuk. Yani en son kitabın adını koymuştuk. Bunda da öyle olacak gibi görünüyor. Çünkü o farklı bir strateji. Hani algı stratejisi… Öğretmenlerin onu nasıl benimseyeceği ile alakalı. Öğretmen 2.0’ı benimsediler. Güzel bir şey oldu. İnşallah bu kitabın da güzel olacaktır ismi. Bakalım. Kısmet.

  • İsmail Hakkı Ergüven Çok güzel bir kitap projeniz var. Öğretmen 2.0’da birçok öğretmene yol gösterici oldunuz. Onu biraz daha ayrıntılı hale getirip daha da etkili hale dönüştürüyorsunuz şu aşamada. Somutlaştırıyorsunuz sanırım. Tekrar Öğretmen 2.0’a dönecek olursak. Sosyal medyadan takip ettiğimiz kadarıyla oldukça yararlı olduğu görülmektedir kitabın. Öğretmen 2.0 kitabınız, birçok öğretmen için bir başvuru kitabı, bir kılavuz kitap olarak değerlendirebiliriz aslında. Kitabınızın ilk bölümünde öğretmenlere rahatlık çemberinden çıkmalarını öneriyorsunuz. Tam olarak nedir rahatlık çemberi? Bu çemberden çıkmaları öğretmenlere ne katabilir?

  • Burcu Aybat Öğretmenlik mesleği çok fazla rutin içeren bir meslek. Sürekli ders planlarınız, veli görüşmeleriniz, sınavlar, ödevler yani sürekli çok iş yapma durumu var öğretmenlikte. Dolayısıyla yenilikleri deneme konusunda bazen öğretmenler hep bir bahane buluyorlar. Benim vaktim yok, ben çok meşgulüm. Bu sefer o girdabın içine girdiğinin ve kendini geliştiremediğinin öğretmen farkında. Dolayısıyla kendini bir tükenmişliğin içinde buluyor. Aslında bunu engellemenin en güzel yolu öğretmenin bu farkındalığa sahip olması. Sürekli o rahatlık çemberinden çıkmak değil ama kendini bilerek belli zamanlarda oradan ayrılıp yeni şeyler deneme üzerine kendini geliştirmesi aslında buradaki hedef. Bende hep öğretmenlere şunu öğütlüyorum; her şeyi birden denemeye kalkmayın, bütün dersinizi değiştirmeyin ya da bütün planınızı altüst etmeyin. Sadece küçük denemelerle küçük farklılıklarla işe başlayın. Bunu yaparken de nelerde sorun yaşıyorsunuz, hangi sıkıntılarınız var bunlara odaklanıp ona göre yeni şeyler deneyini öğütlüyorum. Örneğin öğrencilerinizin motivasyonu ile ilgili kafanızda soru işaretleri mi var? Bunu mu gözlemliyorsunuz? Onu çözmeye yönelik çemberinizden çıkın, yeni şeyler deneyin gibi öğütlerde bulunuyorum. O yüzden ilk bölüm biraz daha kişisel gelişim kitabı gibi. Öğretmeni biraz yakalamayı sağlıyor. Bir de içinde öğrenme günlükleri var. Bu öğrenme günlüklerinde de hikayeler var. O hikayelerde de öğretmen hikayeleri, birkaç tane de öğrenci hikayesi var. Buradaki amaç da öğretmenlerle empati kurabilmek, öğretmenin yaşadığı şeylerde biz biliyoruz sizin yaşadığınız şeyleri ama buradan da çıkmak zorundasınız. Bakın buradan çıkmanın yolları da bunlar bunlar gibi. Öğretmeni biraz cesaretlendiren bir yapısı var kitabın. Dolayısıyla çemberden çıkmak aslında çok böyle yepyeni şeyler denemek değil. İhtiyacınızı çözmeye yönelik küçük çözümler üretmek. Aslında bir şekilde eylemde bulunmak diye tanımlayabiliriz. Bunu yaparken de teknolojilerden yararlanarak rahatlık çemberinizden çıkabilirsinizi vurguluyoruz.

  • İsmail Hakkı Ergüven Bu çemberden çıkmaya yönelik öneriler belki zor gelebilir bazı öğretmenlerimiz için ama aslında denediklerinde işlerinin daha da kolaylaştığını görebilirler. Örneğin ben Etusp’ye ilk geldiğimde sizin önerileriniz doğrultusunda küçük küçük başlamıştım. Örneğin bir tarihi alana, bir müzeye yapacağım geziyi Google form üzerinden yapmıştım. Tek tek öğrencilerle iletişim kurmak, velilerle iletişim kurmak yerine tek bir form üzerinden o iletişimi sağlayabilmiştim. Yani bunu denemek işlerinizi daha da kolaylaştırıyor. Öğretmen için daha pratik. Öğretmenlere öneriyorum bende çemberden çıkmalarını.

  • Ebru Yılmaz Kendi dilini, kendi metodunu aslında kendi içerisinde buluyor öğretmen. Yani hazır olan şeyleri pratikte kendi çabalayarak kendi dilini, kendi eğitim tekniğini buluyor bir şekilde.

  • Burcu Aybat Tabii bunu bilmek için de öğretmenin öz farkındalığının olması lazım. Ama bazen de her şey göründüğü gibi olmayabiliyor. O yüzden öğretmenin farkındalık sağlayacak bazı metotlar kullanmak lazım. Kitapta da zaten bunu öneriyorum. Meslektaşından gözlemlemesini istemesi gibi ya da kendini videoya çekmesi gibi veya da öğrencilerine direkt sorması gibi. Burada ne işledi, ne işlemedi? Sizce ne daha daha iyi yapılabilirdi? Bu sorularla onlardan geri bildirim alması gibi. Dolayısıyla bazen öğretmen de bazı varsayımlar üzerine ilerleyebiliyor. Kendisi görmek istediği gibi görebiliyor. Çünkü o şekilde görmek istiyor. Ama öğretmeninin farklı dinamiklerle öz farkındalığını arttırmak gerek. Bunun için meslektaş kendi videosunu çekebilir, öğrenciden alabilirsiniz veya kendiniz not tutabilirsiniz. Neler yolunda gitti, neler yolunda gitmedi gibi. Bu tarz yöntemleri kullanabilmelerini öğütlüyorum kitapta.

  • Ebru Yılmaz Bu çemberden çıkan öğretmenlerden size ulaşan oldu mu? Geri bildirim aldınız mı bu konuda?

  • Burcu Aybat Sosyal medyada oluyor. Sosyal medyada mesaj atanlar oluyor. Çok güzel yorumlar da aldığım oluyor. Onun dışında tabii ki bizim kendi networkümüzde yine öğretmelerden… Onlar zaten çemberden çıkmış oluyorlar. Birazcık süreklilik de olması gerekiyor. Yani öğretmenin bir kere çıkıp da ondan sonra tekrar orada boğulması değil, onu artık bir yaşam biçimine dönüştürmesi bizim için önemli. Onun da zaten etkilerini görüyoruz. Sizler gibi öğretmenlerde bunu zaten görüyoruz. Bize çok geri dönen oluyor sosyal medyada ve yüz yüze konferanslarda, etkinliklerde. Etp’de mesela 300 sunum oluyorsa ve bunun 100-150 tanesi bizim networkümüzden oluyorsa bu onları çemberden bayağı bir çıkardığımızın göstergesi. Sadece söylemeleri gerekmiyor. Aksiyonda, eylemde bulunduklarını da görüyoruz açıkçası.

  • Ebru Yılmaz Bu çemberden çıkan aynı zamanda üniversite öğrencilerinin de olduğunu gördük biz. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’ydi galiba. Bir bölümde öğrencilerin tamamı kitabı okuyarak bu çemberden çıkmaya yönelik adımlar atacağını söylemişlerdi.

  • Burcu Aybat Evet, aynen öyle. Bazı okullarda bazı vizyoner hocalar sağ olsunlar kitabı okutmuşlar. Hani bende onlarla bir görüşme, bir video konferans yaptım. Orada da sorularını bana ilettiler. Daha gençlere dokunabilmek de benim için ayrı bir heyecan verici bir şey. Onların da bu bakış açısını şimdiden, daha mesleki hayata açılmadan farkında olması da benim için büyük bir kazanım diye düşünüyorum.

  • Ebru Yılmaz Google arama sonuçlarını incelediğimizde öğretmenlerin branşlarıyla ilgili daha çok ders planı ve ders etkinliği aradıklarını görüyoruz. Öğretmenlerin ders planı ve ders etkinliği hazırlamakta zorlandıklarını söyleyebilir miyiz? Sizce bu zorluğu nasıl aşabilir öğretmenler? Öğretmen 2.0 kitabınız etkili ders planları ve ders etkinlikleri oluşturma noktasında öğretmenlere yol gösteriyor mu?

  • Burcu Aybat Kesinlikle. Az önce de konuştuk. Biz Etusp’de öğretmenlere, sertifikayı hak ettiklerini aslında kendilerinin de görebilmeleri için bir öğretim programı tasarlayabiliyor muyuz, buna teknolojiyi nasıl entegre ediyoruz bunu görebilmek için ders planları hazırlatıyoruz. İlk iki gün çok zor geçiyor, yani gerçekten çok zor geçiyor. Çünkü bazı öğretmenler mesela hiç ders planı hazırlamamış. Sadece konu listesiyle girmiş. Sadece eğitim fakültelerinde deneme olarak hazırladıkları ders planlarıyla geliyor. Okulunda böyle bir beklenti bile yok. Devlet okullarında daha sık görüyoruz. Hazır materyalleri ve içerikleri kullandıkları için kendilerini çok geliştirme vakti olmuyor. Bir de öğretmenler çok yalnız. Birlikte bir şeyleri planlamaya çok uzaklar. Dolayısıyla mesleğe dair, öğrenmeye dair, öğretmeye dair sohbetlerin de çok az olduğunu gösteriyor veriler. Bu da tabii öğrenmeyi, öğretmenin sürekli gelişimini zayıflatan, önüne engel çıkaran, set vuran şeylerden biri. Öğretmen çok yalnız. Sade dersine giriyor, çıkıyor. Mesleki anlamda kendi kendine devam ediyor. Dolayısıyla böyle bir durumda onların ders planlaması, öğretim programı geliştirmesi gibi bir şey beklemek büyük bir haksızlık. Zorlanıyorlar, çok zorlanıyorlar. Bu sadece eğitim fakültelerinde de olması gereken bir şey değil. Artık teknoloji sürekli ilerliyor. Yeni yaklaşımlarla karşılaşıyor öğretmen. Birkaç tane eğitim bilimleri dersiyle öğretmenin siz de takdir edersiniz ki birden bir eğitim planı yapması, öğretim programı yapması çok zor. Tek başına yapılması zaten zor. Birlikte yapılması gereken bir şey. Dolayısıyla biz aslında bunu cesaretlendirmeye çalışıyoruz. Sertifika programında bunun ne kadar değerli olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Yeni çıkacak kitap da bunu cesaretlendireceğini düşünüyorum. Öğretmeni biraz daha özerk kılmaya çalışıyoruz. Mesela bahane bulmayı da çok yapıyoruz. Milli Eğitim’in çok fazla kazanımı var, ben o kazanımlara ulaşmak zorundayım. Bu da bir bahane aslında. Biz bunu nasıl dönüştürebiliriz. Milli Eğitim’in kazanımlarını alıp nasıl bir öğretim tasarımı tasarlayacağız noktasında da kılavuzluk yapmayı hedefliyoruz. Burada da bayağı bir soruya cevap vereceğiz diye düşünüyorum.

  • İsmail Hakkı Ergüven Bu çalışmalar oldukça değerli ve önemli çalışmalar. Türk Eğitim Sistemi’ne baktığınızda büyük bir soruna çözümü getiriyor aslında. Başta konuştuk bunları ama Türkiye’de öğretimin tasarımı noktasında Talim Terbiye Kurulu sorumlu. Talim Terbiye Kurulu’nun bu tür girişimlere destek olması gerekiyor. Yani yaptığınız çalışma çok değerli bir çalışma. Çok da büyük bir emek veriyorsunuz öğretmen eğitimi noktasında. Bunun devlet tarafından da, eğitimi tasarlayanlar tarafından da görülmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Yeni öğretim programları taslaklarında şu da var, eğitim teknolojilerini kullanmak bir beceri olarak sunuluyor artık öğrencilere. Bu noktada Millî Eğitim Bakanlığı nasıl bir çözüm getirecek acaba veya Talim Terbiye Kurulu? Kendileri çözüm getiremiyorsa bile bu şekilde girişimleri destekleyebilir, girişimlerle paralel çalışabilir. Eğitimi özerkleştirebilir belki bu noktada.

  • Burcu Aybat Kesinlikle destek olabilir. Haklısınız. Bu anlamda kaynak da yok, öğretmene kılavuzluk edecek, öğretmenin kullanabileceği. Olan kaynaklar da çok ders kitabı niteliğinde. Çok ders kitabı niteliğinde olunca öğretmen kitabı okuyor ama mesleki gelişimine yönelik hiç kitap okumuyor. Kitap okuma alışkanlığı yok öğretmenin ne yazık ki. Bu da tabii çok sıkıcı kitaplardan kaynaklanıyor. Ders kitabı gibi okumak istemiyor öğretmen. Biraz daha mesleki gelişim tadında olması. Öğretmenin biraz dilini anlayan, ona çok da karmaşık olmadığını gösteren bir yapıda olmalı. O yüzden Öğretmen 2.0’ın bunu yakaladığını düşünüyorum. Çok akademik bir dili yok ama çok lay lay lom bir kitap da değil. Arada. Öğretmenin tam ihtiyacı olduğu dilde. Onunla sanki konuşur gibi. Onu yakalayan bir tarzı var. Diğer kitapta da bunu tutmaya çalışıyoruz. Biraz zor. Çünkü çok fazla akademik şey var. Çok akademik bir yapısı da var kitabın ama mümkün olduğunca öğretmenin dilinde, onun rahatlıkla takip edebileceği, sıkılmayacağı bir yapıya koymak istedik. Yine öğretmen 2.0’da olduğu gibi çizimlere yer vereceğiz. Oğuzhan Seçir bizimle çalışacak yine. İçinde çizimler olacak. Dinamik bir yapısı olacak QR kodlarla materyallere ulaşabilecek. Örnek materyallere ulaşabilecek öğretmenler. İçinde tasarlanmış örnekler de olacak. Öğretmen 2.0’da da bunu yapmaya çalıştık. Yani bu çok önemli diye düşünüyorum.

  • Ebru Yılmaz Size bakanlıktan ya da resmî kurumlardan ulaşan oldu mu?

  • Burcu Aybat Ne yazık ki olmadı. Ben kitabı Yeğitek’teki birçok görevliye de verdim, hediye ettim. Yeğitek başkanına da. Yani birçok kişiye verdim. En son Tübitak’tan bir bayanla tanıştım. Tübitak’taki bayan, kitabımdan haberdar olduğunu söyledi. Hatta incelemişler ve çok beğendiklerini ifade ettiler. Yani daha yeni yeni onların dikkatini çektiğini düşünüyorum. Bazı okullar toplu alımlar yapıyorlar. Öğretmenlere okutuyorlar. Daha çok özel okullar ama devlette daha bu kadar farkındalık olduğunu düşünmüyorum. Çok fazla farkındalık olduğunu düşünmüyorum ama keşke desteklense. Desteklense çok daha güzel olur.

  • İsmail Hakkı Ergüven Belki taslak programlar uygulanmaya konulursa bir beceri olarak teknoloji kullanımı önemli olduğu için belki bu noktada eğitim teknolojilerine biraz daha yönelim olabilir diye düşünüyorum. Yani devlet kanalında da böyle şeyler olabilir. Hem devletteki hem özel sektördeki öğretmenlerin kavramlar konusunda zorlandığını vurguladık. Öğretmen 2.0 kitabı bu noktada çok anlaşılır. Yeni çıkacak kitabınıza da bir öğretmen olarak önerim; bu kavramlar biraz daha somutlaştırıcı, açıklayıcı olursa öğretmenlerimiz belki bu noktada zorlanmazlar.  

  • Burcu Aybat Terminolojide de çok zorlanıyoruz. Kitapta bütün terminoloji, örneklerle birlikte sunuluyor. Beceri nasıl yazılır, beceri ifadeleri örneklerle sunuluyor. Bilgi ifadesi nasıl yazılır, bunu örneklerle. Büyük hedef nasıl yazılır, yine bunu ifadelerle. Yani hepsini çok detaylı işledik. Hatta sonunda da gerçek bir örnek üzerinden bilgi, beceri ve büyük hedefi karşılaştırabiliyor öğretmen. Birlikte bu ifadeleri karşılaştırabilecek örnekleri görebiliyor. Somut örneklerle biz bu kitabı yapmaya çalıştık. Tanımların ötesinde somutlaştırmaya çalıştık. Umarım başarılı olur diye düşünüyorum.Bu kitap bir çıkış noktasıydı. Öğretmen 2.0 öğretmenin kendi profesyonel kimliğini tanıdığı bir kitaptı. Yeni çıkacak olan kitap tamamen bu işin teknik olarak ben bu işi nasıl yapacağım, ben bu işi nasıl gerçekleştirebileceğim üzerine bir araç olacağını düşünüyorum. Ondan sonraki proje aslında biraz daha o kültürü nasıl yaratabileceğim, öğrenme kültürünü nasıl yaratacağım, nasıl bir 21. yüzyıl nesli yaratacağım üzerine biraz daha kapanış gibi aslında. Böyle hayalim var açıkçası. İnşallah onu da bu sene içinde gerçekleştiririm diye düşünüyorum.

  • Ebru Yılmaz Zamanla bir dijital yerliye dönüşen öğretmenlerin en çok zorlandıkları konulardan birinin de hedef, beceri ve kazanım ile teknolojiyi birleştirmek sanırım. Öğretmenlere bu birleştirmeyi veya entegrasyonu nasıl yapabilir veya yapmalı?

  • Burcu Aybat Bu bileşenleri iyi bilmek gerekiyor. Alanımıza çok hâkim olmamız gerekiyor. Alanımızdaki tüm gelişmeleri iyi takip etmek gerekiyor. Bence bizim öğretmenlerimizin en büyük eksikliği de pedagojik anlamda çok zayıf olmaları. Yani bir iş birliği ile çalışma ne demek? Nasıl iş birliği ile çalışır öğrenciler? Bununla ilgili hem bilgi eksikliğimiz var hem de deneyim eksikliğimiz var. Çocukların her bir araya gelip grup çalışması yapmasını iş birliği çalışması olarak tanımlıyoruz biz. Hani o terimlerin altı da çok boş. Dolayısıyla biz bu terminolojiye ve bu deneyime de sahip değiliz. Aslında en kolay öğrenebildiği öğretmenin teknoloji bence alanından ve pedagojik yaklaşımlarından dolayı. Bu da çok marazi durumlara yol açabiliyor. Eğer bu teknolojiyi doğru şekilde entegre edemezse öğrenmeye yönelik bir fark da ortaya çıkıyor. Dolayısıyla doğru alanda doğru hedefleri, doğru pedagojik yaklaşımlarla ve doğru teknolojilerle oluşturmak gerekiyor. Bu çok kolay bir cevap değil. Çok kolay çözüm değil. Bu tamamen tecrübeyle ve pratikle alakalı, birlikte çalışmayla alakalı. Öğretmenlerin, meslektaşların birlikte çalışması lazım. Yani bir masaya oturup diyebilmeli ki ben bu hedefimi en iyi hangi yöntemin üstüne taşıyıp kullanmalıyım, en iyi hangi teknolojiyi kullanmalıyım noktasında yalnız olmaması lazım bana göre öğretmenin. Dolayısıyla birinci önerim kesinlikle birlikte planlama. Çok zor, biliyorum ama yapabildiğiniz ölçüde. En azından iki kişi. İkincisi de bu alanlarda kendimizi geliştirmek. Bol bol okumak, yazmak, deneyimlerimizi paylaşmak olabilir. Ve bilimsel yaklaşmak. Bir şeyi deneyip bu olmadı değil. Nerede hata yaptım, nerede işlemedi, teknoloji bu konuda ne tür sıkıntılar çıkardı ya da ben çocuklarla grup çalışması yaptırdığımda ne işlemedi? Nerede hata yaptığını çok iyi gözlemleyip kayıt tutmak gerekiyor bence. Tekrar bakayım ki üzerine geliştirebileyim. Deneme yanılmayla biz birçok şeyi bulacağız. Bazen de iyi bir araştırmacı olmak gerekiyor. Bana göre çözümler bunlar. Öğretmenlik çok sık deneyip yanılan bir meslek türü. Çok denemek de yanılmak da öğrencilerinize negatif etki ediyor. Orada da deneme tahtasına çevirmememiz lazım çocukları. Bilimsel yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Alabildiğimiz kadar da destek ve yardım almamız gerekiyor. Mesleki gelişim fırsatlarından bol bol yararlanmak gerekiyor. Bir de şöyle bir şey var öğretmenlerde. Bir şey çok popüler oluyor. Stem mesela veya oyunlaştırma. İnanılmaz popüler kavramlar olmaya başlıyor. O kavramlardan sonra öğretmen diyor ki hemen bu alanda eğitime katılayım. Bu tamamen gözü kapalı olarak tahtaya bir şey atmak gibi. Yenilikleri takip etmek çok önemli ama benim buna ihtiyacım var mı ve benim ne işime yarayacak, nasıl bir çözüm gösterecek bana. Tabii ki bilgi sahibi olmak güzel yeniliklerden. Öğrencinin neye ihtiyacı var, benim neye ihtiyacım var sık sık sorgulamak gerekiyor. Bu anlamda da öğretmenin vaktini çok kaliteli kullanması lazım. Doğru programı, doğru şeklide bulması lazım bence.

  • İsmail Hakkı Ergüven Bu da önemli bir noktaydı. Bilimsel yaklaşımla ancak olabilir gelişim. Bir sonuca ulaşsak olumlu veya olumsuz da olsa bunun raporunu tutmamız gerekiyor aslında. Kendi öz farkındalığımız için de bu raporlar yararlı olacaktır.

  • Burcu Aybat Veri toplamıyoruz. Veri toplamakta ciddi sıkıntımız var. Hani sınav verisi topluyoruz ama bu son değerlendirme oluyor. Artık onun öğrenciye bir dönüşü çok az. Arada bu verileri sık sık toplamak gerekiyor. Yani süreç içerisinde. İşte öğrenci ne kadar, nerede hatalar yapıyor, nerede yanlış anlamaları var. Nerede ne düşünüyor, ne hissediyor. Tamam öğrenme duygusal bir süreç. Bütün bu verileri toplayıp bunu öğrenmeye döndürmek gerekiyor. Assessment for learning dediğimiz öğrenme için ölçme dediğimiz şey bu aslında. Öğrencinin öğrenmesi için ölçme yapıyorsunuz. Öğretmenin bunu yapması gerekiyor, bunu yaparsa ancak iyi bir tasarım yapabilir. Çünkü sürekli değiştirecek tasarımını öğretmen. İhtiyacı yönünde, öğrenciye göre değişecek. Profiliniz çok önemli.

  • Ebru Yılmaz Fiziki alt yapıya göre değiştirecek okul ortamına göre…

  • Burcu Aybat Kesinlikle. Burada öğrenci profili çok önemli. Yani sizin bir sınıfta işlediğiniz dersle diğer sınıfta işlediğiniz ders aynı olmuyor. Bunu bütün öğretmenler söyler. Benim tek başıma söylediğim bir ifade değil. O yüzden öğrenci profilini çok iyi tanımak ve onu sürekli görmek gerekiyor. Burada da iyi bir ders tasarımı yapmak çok önemli.

  • İsmail Hakkı Ergüven Bu noktada Nisan’da çıkacak kitap ihtiyacı karşılayacaktır.

  • Burcu Aybat İnşallah. (Gülüyor) İhtiyacı gördüğümüz için bu işe başladık. Çok hızlı yazdık. Umarım tamamlayabiliriz Nisan’a kadar. Ama öğretmenin çok sorusuna cevap olacağına eminim.

  • İsmail Hakkı Ergüven Haziran döneminde ve Ağustos döneminde belki öğretmenler bu noktada çalışma olanağı bulurlar kitapla ilgili.

  • Burcu Aybat Zaten hedefimizde o. Çünkü öğretmenin en çok öğretim programı tasarımı yaptığı dönem Haziran sonu ve Ağustos sonu oluyor. Özellikle Ağustos ayında öğretmenler harıl harıl yıllık plan yapıyorlar. Mesleki gelişim fırsatları da o dönemde oluyor öğretmenle için. Hani daha öncesine yetiştirmeye çalışacağız. O yüzden biraz hızlı çalışmaya çalışıyoruz. Hızlı çalışıyoruz.

  • Ebru Yılmaz Öğretmen ve öğrenciler açısından öğrencinin derste etkin olamayışı bazı sorunlara neden olmaktadır. Öğretmen 2.0 kitabınızda öğrencilerinize öğrenmenin sahipliğini verin adımını bu sorunları ortadan kaldırabilecek nitelikte önerilerde bulunuyor bu adımı biraz açıklayabilir misiniz?

  • Burcu Aybat Kitabın aslında öğretmenler tarafından en çok beğenilen kısımlarından bir tanesi de bu. Çünkü iki tane öğrencinin gerçek hikayesi var. Bu çok kolay bir adım değil. Her öğrenciye belki veremeyebilirsiniz ama burada her öğrenciye siz vermek zorunda değilsiniz. Böyle de bir düşünce tarzı olabilir burada. Önemli olan o kültürü yaratmaktır sınıfınızda. O havayı yaratmak. Bütün materyalleriniz var, bütün malzemeleriniz var. Harika da bir kek yaptınız. Fırınınız harika çalışıyor gibi. Ancak doğru ısıyı yakalayamazsanız o kek ne kabarır ne pişer. Hatta kömür olur. O yüzden çok iyi yakalamak gerekiyor o ısıyı. Öğretmen de bunun uzmanı olmalı bana göre. Çünkü çok iyi sezmeli. Öğrenciyi çok iyi tanımalı öğrenme ortamında. Bence öğretmenlik sanatı da burada. Sizi bir akademisyenden, bir içerik uzmanından farklı kılan şey o ısıyı, doğru ısıyı yakalamanız. O yüzden son bölümde de böyle öneriler var. Bu öneriler biraz da ‘Öğrenmenin Sahibi Kim’ kitabının yazarı Alan November’dan esinlenilmiş bir yaklaşım. Aslında o yaklaşımı kendi öğrencilerimize uyguladıktan sonra biraz daha somutlaştırma. Orada üç tane öneri veriyor Alan November, bir tanesi öğrencilerinizi otonom yapın diyor. Yani kendi kendilerine öğrenebilecekleri, kendi sorumluluklarını alabilecekleri. Hani Mouth Feding dediğimiz ağzına beslemeden biraz da onlara sorumluluklarını, kendi öğrenmelerinin sorumluluklarını verebilecek şeylerde bulunun diyor. İkincisi de şunu diyor, öğrencilerinizin yaptığı şeyleri sadece size vermelerini, sadece sınıfın içinde kalmasını sağlamayın. Yani onları daha büyük daha geniş bir izleyici kitlesi verin diyor. Bunu da sosyal medya ile teknoloji ile internetten yapabilirsiniz diyor. Artık iletişim değil, global iletişim 21. yüzyıl becerileri arasında sayıldığı için öğrencilerin biraz daha kendilerini ifade edebilmeleri gerekiyor. Bir üçüncüsü öğrencinin fark yaratabilmesi. Yani en azından toplumda olması. Kendi küçük çevresinde bazı şeyleri değiştirebiliyor olması. Bunu görebilmesinden, çünkü bu tamamen hayat görüşü, dünya görüşü. Bu üç şeyin altın olduğunu söylüyor Alan November. Gerçekten kitabın sonundaki iki örnekte bu üç şeyi de yapan iki öğrenciden bahsediyoruz. Bu çocuklar gerçekten kendi kendine öğrenmenin tadına varmış. Bulundukları çevrede fark yaratmış. Kimisi kendi firmasını kurmuş, kimisi topluluk kurmuş, kimisi bir siteyle başka öğrencilerle uzaktan iletişim kurmuş yani bir şeyler üretmiş, paylaşmış. Bu çocuklar aynı zamanda da yaptıklarını tüm dünyayla paylaşıyorlar. İster sosyal medya olsun ister kendi bloglarıyla olsun, çektikleri videolarla başka öğrencilere ilham kaynağı olmaya devam ediyorlar. Tabii ki her çocuğu bu şekilde yapmamız çok zor. Düşünsenize on çocuktan ikisine ulaşsanız, bu çok büyük bir şey bence.

  • Ebru Yılmaz Son olarak Tarih ve Teknoloji hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz? Bizim hakkımızda ne düşünüyorsunuz?

  • Burcu Aybat Sizin hakkınızda çok güzel şeyler düşünüyorum. (Gülüyor) Şöyle, bence çok güzel bir şey başlatıyorsunuz. Yine kendi etrafınızda güzel bir dalga oluşturuyorsunuz bence. Çok insana değeceğinizi düşünüyorum. Bence dergi konusunda direkt basıma geçebilirsiniz. Kesinlikle sizin bir kitleniz olacağına inanıyorum ben. O enerjiniz var. Bir şeyleri değiştirebileceğinize inanmanız gerekiyor önce. Bazen bu hayalcilik olabiliyor. Benim naif tarafım vardır, her zaman değil ama bazen öyle olmak gerekiyor. Ben yapabileceğinizin çok güzel şeyler olacağına eminim. Birçok basım arka arkaya gelecektir eminim. Bir de alanla ilgili çok şeye ihtiyacımız var. Yani bu alanla ilgili, eğitimle ilgili teknolojiyle ilgili böyle bir şey yok. Çok unique bir şey, olmayan bir şey. Dolayısıyla fark yaratacağını düşünüyorum. Başarılar diliyorum.

  • Ebru Yılmaz Çok teşekkür ediyoruz.

Bunları da Beğenebilirsiniz

1 yorum

  1. Ramazan Şatır Diyor ki

    Faydalı konulara değinmiş Burcu Hocam. Şu teknolojiyi nasıl kullanırız derste güzel açıklamış sağolsun ama daha çok çalışmamız lazım biz öğretmenlerin.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.